27 Nisan 2010 Salı

Genel Müdürlüğe çıkarma...

Sabahın 11.30'unda başlayıp akşamın 18.30'da tamamlanan güzel bir çıkarma yaptık bugün seninle...İlk kez annenin işyerine gittin...Babanınkine 2 Nisan^da gitmiştik seninle bebeğim...Çok istemişti babacığın seni görmek, biz de kırmadık onu...Sana yeni ciciler almak için a citiy'ye gittim ben, baban bırak kızımı götürme ben bakarım dedi, döndüğümde bayan elemanlardan birini buldum başında, müdürü çağırmış da seni ona bırakmış...ne sinirlenmiştim...Ben tanıdıklarıma bile emanet edemezken seni, o kızın yanında bulunca deliye dönmüştüm...
Dün ise çok keyifli bir gün geçirdik...tüm kamulaştırma birimi akşama kadar çalışmadı desem yeridir...herkesin aklını başından aldın güzel kızım...bu kadar mı sevilir bir bebek...bu kadar mı herkes ister kucağına...Seyhan Teyzen daha yolda karşıladı bizi, beraber yemek yedik öğlen arası, onlar pizza yedi ben salata...mecburen anneciğim, senin gibi bir güzelliğe sahip olmak için annenin vazgeçtiği güzelliğini geri alması için pizzaya uzaktan bakması şart...Sonra odamıza geldik, Allahım çıldırdı herkes, birsürü talibin var blesin, herkes daha şimdiden benim oğluma diyor:))
Aslında erken dönecektik sen rahatsız olma diye ama alamadım ki seni kimsenin elinden, mecburen servisle dönmek zorunda kaldık...veeee...Gül Anneannenin aklının çıktığı an...resmen eli ayağına dolaştı, çılgına döndü resmen, aslında biz küstük ona değil mi kızım, ama hemencecik barıştık, kıyamayız ki biz ona...çok seviyoruz onu çookkk...Önce kızgınlığım geçsin diye bekledi servisin içinde...sen kucağımda o yanımda...sonra başlarım senin küslüğüne ver bana kızımı dedi aldı...yol boyunca kucağında uyudun...onlar servisten inerken Deniz Dedeye gösterdik seni...camdan içeri bir bakışı, bir el sallayışı vardı...Görebilmeni anlayabilmeni isterdim...Gül Anneanne akşam kolunu kokluyormuş sen orda uyudun diye...
Eve geldik, babacık gecikti akşam, Semih Müdür bırakmamış gelsin...geç vakte kadar yalnızdık seninle...bu arada 1. kayınvalideciğinle konuştuk ama ikimizin de şarjı bitince malesef yarım kaldı sohbetimiz...çok keyifliydi oysa...neyse az kaldı gelecek ağırlığınca altınla buraya...sonra babacık geldi...her zamanki mevzumuza daldık...hesap yaptık, yok bir türlü tutmuyor, alamıyoruz sıfır araba...İkinci eli de ben istemiyorum galiba...Sen varsın ya artık borca girmek istemiyoruz...Korkuyoruz galiba...Yine karar veremedik...Sanırım bu akşam yine bakarız...
İşte böyle bir gündü annecim...seninle dopdolu, keyifli ve hareketli bir gündü...
Şimdi yeni güne başladık, sen beşiğinde uyuyorsun, ben hep bir gün sonra yazabiliyorum...Ama olsun, her anını kaydedeyim yeter...
Seni çok seviyorum...

23 Nisan 2010 Cuma

Sen uyanınca dünyam yeniden masmavi oluyor...


Sana ilk sözlerimi yazmak istedim meleğim...Saat sabahın beşi, uykusuzum, hayır hayır sen beni uyutmadığından değil mışıl mışıl uyuyorsun yatağında sen...Annen uyuyamadı bu gece...Neden bilmiyorum...

Sana mavinin hikayesini anlatayım...Annenin rengidir mavi, en sevdiği, asla giymediği, sana da en çok yakışan renk mavi...Sanki engellemeye gücümün yetmediği bir bağ kuruluyor sürekli maviyle aramda, ben kaçtıkça o peşimden geliyor...Neden deme, anlatamam, en azından şimdi anlatamam...Ama bir gün, eğer sen neden diye sorarasan anlatacağım bir kaçış ya da tam aksine sarılış...Yıllar öncesinden başlayan ve hiçbir zaman bitmeyecek mavi bir masal...Sen varsın ya şimdi hayatımda, kollarımda, sen her gözünü açtığında yine dünyam masmavi oluyor ya, ben istesem bile uzak kalamıyorum ya maviden, sen bana her baktığında yeniden sarılıyorum ya maviye...İşte bu beni hüzünlendiren, ya da sevinçten çılgına çeviren...

Senin hayatıma geleceğini öğrendiğim andaki gibi hislerim, bir yandan içim içime sığmıyor, bir yandan umarsız bir hüzün sarıyor her yanımı...

Senin hayatıma geleceğini öğrendiğim gün...6 Mayıs 2009...İçinde bir kalbin attığını bilmek, nefes almaya korkarken nefessiz kalma ihtimalinin çaresizliğini hissetmek...Seni daha o andan itibaren nasıl koruyacağını düşünmek...Tarifi yok ki o an hissedilenlerin...

İş yerine gittim ve internetten bu fotoğrafı indirdim, en güzel bu gelmişti bana...ama sen ondan daha güzelsin bebeğim...

Hemen seni emanet edebileceğim bir doktor aramaya başladım, ve buldum...Dr. Türkan Örnek...Medicana International Hastanesi...Güven veren huzurlu bir doktor ve dingin bir hastane...hiç kuşku duymadım seçimimden, ve sana dair herşeyi seçerken gösterdiğim özen karşılığını gösterdi...

16 Mayıs'ta ilk kez duyduk kalp atışlarını...ölecektim heyecandan...hıçkıra hıçkıra ağladım ve sadece şükürler olsun Allahım dedim...sen ne büyüksün...Sen hiç bekletmedin bizi, hiç üzmedin...Hep yumuşacık hep huzurlu oldun, 9 ay boyunca hiç sıkıntı vermedin annene...İlk tekmelediğin gün dün gibi...nasıl bir heyecan, nasıl bir coşku, nasıl bir gözyaşı...

26. haftanda ayrıntılı ultrasona girdik, senin sağlığını kontrol ettirmek için, karşımdaki minik melek esniyordu, çok güzel bir kızınız olacak dedi doktorun, doktorun; Eyüp Ekici...Ankaranın en iyi ultrasonograflarından biri...

Hep normal yollarla gel hayatıma istedim, anneni kesmesinler, ama sen daha o zamandan ben kendi kararlarımı kendim veririm dedin ve bizi sezeryan olmaya mecbur bıraktın...Yağmuru bir sabahtı doğuma gittik, buz gibiydi...Daha önce kararlaştırdığımız gibi spinal sezaryen olacaktım ve ilk ameliyat benimdi...Baban da girdi ameliyata...Senin dğoşunu, bize ilk merhaba deyişini görmek için ben uyanıktım o yanımda...Hala kulağımda sesi, geliyor geliyor dedi, birkaç saniye sessizlik, ağlamadın...o bir kaç saniye sessizlik ömür gibiydi, ölüm gibiydi...Ve sonra...hayatımda duyduğum en güzel ses, kokladığım en güzel koku...Ve gördüğüm en inatçı bebek...Seni tartmalarına bile izin vermedin...2 gece hastanede kaldık, herkes görmeye geldi seni, gelemeyenler telefonda sesini duymak için bekledi dakikalarca...Anneanne o iki gece hiç uyumadı nerdeyse aman bize bişey olur diye...Sağ salim evimize getirdik seni 13 Nisan 2010 günü öğlen vaktiydi...Ömer Deden geldi aldı bizi, her zamanki gibi hiç yalnız bırakmadı...Kapımızdan içeri ben, kucağımda soktum seni...Allahım dedim yavrum sana emanet, onu bana bağışla...şimdi sana her baktığımda aynı duayı ediyorum,...

İşte annenin yıllar önce başlayan seninle şenlenen ve son nefesine dek sürecek mavi masalında küçücük bir bölüm...başını anlatmadım, sonunu beraber yazacağız...

Sadece sen okuyasın diye, sen bilesin diye ben herşeyi kaydedeceğim buraya...Sana dair, bize dair herşeyi...

Seni çok seviyorum kızım, unutma sen bana her baktığında dünyam yeniden masmavi oluyor...